Anasayfa Haberler Klasik ve Caz Müziğinin de Orhan Baba’sı
Klasik ve Caz Müziğinin de Orhan Baba’sı PDF Yazdır e-Posta
Erdem Gürsoy tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 14 Ekim 2009 01:38

Dünyada popüler bir sanatçı olup da sahneye çıkmadan 41 yıl halkın sempatisini, ilgisini devam ettiren başka bir sanatçıya rastlamadım"

1970'li yıllarda, TRT'nin tek kanal olduğu dönemde saz sanatçısı olarak girdiği kurumdan; yaptığı müzik yüzünden kovuldu. O dönemde neredeyse "vatan haini" ilan edildi ama doğru bildiği yoldan hiç vazgeçmedi. Müziği sadece tek türüyle görmeyi hep reddetti. Müziğin evrenselliğine olan inancı, onu baştan beri "arabeskçi" olarak adlandırmaya çalışanlara en güzel cevap oldu. Dünya müziğini savunuyor: "Irkımız, dilimiz ayrı olsa da; türkümüz aynı" diyerek evrenselliği ortaya koyuyor.

Türk müziği ile ilgili bir derya. Bilgisi sadece Türk müziğiyle sınırlı değil. Klasik müzikten, caz müziğine kadar hem ciddi bir koleksiyona hem de bilgiye sahip. Ama, en büyük hedefi; Türk müziğiyle ile ilgili dünya çapında bir belgesel yapmak. İşte huzurlarınızda; tüm İzmir ve Ege'nin Ramazan Bayramını Yeni Asır aracılığıyla kutlayan Orhan Gencebay:

- Dünya sanatçısısınız ama Türkiye aşığısınız değil mi?
Tüm dünya'yı gezdim illa memleketim,Türkiye'nin her yerini severim, ama Ege bir başka tabii 10 yıldır Bodrumluyuz.
- Yakın zamanda Uluslararası İzmir Fuarı 78. kez kapılarını açtı. Eski fuarlarla bugünü kıyaslar mısınız?
Çok önemli işler yaptı fuar hem ticari açıdan hem sanata katkı açısından. Bir dönem sanatın kalbi fuarda atardı. Yine yapılıyor ama eskiye oranla biraz zayıf, hele sanatın etkinliği açısından çok daha geriledi.
- Siz, hiç fuarda sahne aldınız mı?
Orhan Gencebay olmadan önce solist büyüklerimle şef ve yönetici saz olarak bulundum. Ama isim olduktan sonra Orhan Gencebay olarak program yapmadım.
Kaç yıldır müzik dünyasındasınız?
52 yıldır müzik yapıyorum. Ama halkımın karşısında Orhan Gencebay ismi olarak 1968'den bugüne tam 41 yıl oldu.
- Müziğinizden ve kendinizden bahseder misiniz?
Binin üzerinde beste yaptım. 400 civarında bestemi kendi yapımlarımda seslendirdim. Plak, kaset ve cd dönemlerini yaşadık. Yapımlarımda yüzde yüz kendi bestelerimi kullandım, bestelerimin sözlerinin yüzde 90'ı bana ait. Tüm kasetlerimin, aranjör, yönetmen, orkestra ve seslendirmelerini kendim yaparım. Hiç sahne çalışması yapmadım.
- Bu alanda tek örnek sizsiniz sanırım. Yani, hiç sahne çalışması yapmadan bu kadar ünlü olabilmek ilginç. Başka örnek var mı?
Türkiye'de yok, araştırdığım dünyada da yok, yani popüler bir sanatçı olup da sahneye çıkmadan 41 yıl halkın sempatisini ilgisini devam ettiren başka birine rastlamadım. Sahneye çıkmamamın bir başka sebebi var ama ben iki tanesini söyleyim belkide bu kadar net açıklamayı ilk defa yapıyorum; Sahnenin tozu deriz biz, yani büyüsü ve havasının üretkenliğime zarar vereceğini düşündüm. Hemen hemen her albümüm film oluyordu ve milyonlarca sinema aracılığıyla buluşuyordum. Laf aramızda iyi de para kazanıyordum... Dolayısıyla hem zamanım kalmıyordu hem de açıkçası böyle tercihimi kullandım.
Sanatçının ideolojisi olmalı mı? Veya bunu eserlerinde yansıtmalı mı?
Sanat, yaşamın estetiğidir. İnsan ruhunun sertliğini alır, sanatla tanışmamış ve ondan haz almayan kalpler serttir, katıdır, hırçındır, merhametsizdir. Gelişmiş ülkelere baktığımızda sanatçının etkinliğini daha çok görüyoruz. Müzik diğer sanatlar gibi değildir. Tıpkı ruh gibi,inançlar gibi elle tutulmaz gözle görülmez ancak hissedilir. Yaşamı güzelleştiren sanattır. Sanatı anlamayan toplumlar hayatı da anlamaz . Büyük Atamız'ın dediği gibi, "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur."
- 60'lı yılların sonlarına doğru TRT'ye bağlama sanatçısı olarak girdiniz ancak kısa süre sonra ayrılmak durumunda kaldınız. Müzikte gelinecek son nokta orasıydı, siz bunu başardınız ama sürpriz şekilde ayrıldınız, neden?
- Birbirimize her zaman sevgi ve saygı beslediğimiz rahmetli Nida Tüfekçi benim ayrılmama sebep olmuştur. TRT'nin o dönemdeki halk müziği bölüm başkanı idi kendisi. Ayrılmam için ne gerekiyorsa yapılmıştır. Karşı karşıya kaldığım muamelelerden sonra orada kalmam mümkün değildi. Ben mevcut müzik uygulamasının yani statükonun karşısındaydım. Yenilik, araştırma, farklı yorumlar getirmek istiyordum. Onlar daha tutucu ve müzikte muhafazakarlığı seviyorlardı. TRT'yi bir müzik okulu gibi düşünüyorlardı, ben ise burası bir yayın kuruluşu farklı yorumların olması lazım diyordum ve uygulamak istiyordum, baktım olmuyor çektim gittim, yani beni rahmetli Nida Tüfekçi ve o dönem Türk sanat müziği müzik sorumlusu Cüneyt Orhon, TRT'den kaçırttı.
- Daha sonra star oldunuz. Orhan Gencebay albümleri milyonlar sattı. Ama TRT'de, yaptığınız müzik türünden ötürü yasaklıydınız. Bunu nasıl karşıladınız?
Ben yaptığım müzik türüne araştırmalarım sonucu vardım. Öz müziklerimizden yararlandım, onları sorguladım, çalıştım statükocu olmadım ve böyle sözler, müzikler geldi ruhumun derinliklerinden ve halkımla bütünleştim. Ben itiraf ediyorum, arştırmalarımın ve yapmam gerekenlerin yüzde 2'sini yapabildim daha yapacak çok iş var. Türk müziği bir derya bir damlasını alabildik.
Nida Tüfekçi ile hiç karşılaştınız mı sonrasında?
Bir gün İstanbul'un en iyi saz yapımcısı Ragıp Akdenizin atölyesine uğradım. Nida Tüfekçi hoca ve 20- 30 civarında genç meşk havasında hem yemek yiyip hem de çalıp söylüyorlar. Biz de geçtik masaya, dolayısıyla herkes saz çalıyor, bana da bir tane verdiler. Ankara'nın meşhur ezgisi Fidayda'yı çalıyoruz. Bir baktım hoca da gençler de durdular benim çalmamı istediler. Başladım çalmaya tabi kendi yorumumu da katıyorum, en az 10 dakika çaldım, bitirdiğimde müthiş bir alkış aldım. Son mızrabı vurduğum da Nida ağabey dedi ki; "Bir şey itiraf edeceğim. 1967 yılında Orhan'ı ben kaçırttım." Ben de "İyi ki de kaçırtmıssın abi, öyle yaptığın için sana şimdi çok teşekkür ediyorum" dedim.
Telif hakları konusunda ne dersiniz?
Sevgili Faruk seninle de yaklaşık 6 yıldır, yani üç dönemdir Mesam'da mücadele ediyoruz. Ama ben tam 35 yıldır mücadele ediyorum, bu alanda emek etmiş onlarca arkadaşım var. Hepsine üreten emekçi sanatçılar adına teşekkür ediyoruz. Çok mesafe katettik ama bu yeterli mi? Asla... En son hatırladığım, sanıyorum 2004 yılıydı... 5846 sayılı kanunumuzda bazı değişiklikler yapılıyordu. Eğer mücadele etmeseydik tüm meslek birliklerinin kapısına kilit vurulurdu. Bütün yünetim çaresiz kaldık hemen aradım Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dönemin kültür bakanı Erkan Mumcu'yla görüşmüş bana geri döndü. Bizimle bakanlık bürokratlarını bir araya getirttik. Haklarımızın elimizden alınmasına geçit vermedik. Sanatçı üretkendir, sanatı korumak ve varetmek için sanatçıyı korumak ve onun üretimden dolayı hakkı olan telifi teslim etmek zorundayız ki, hür ve bağımsız sanatçı kendi duygularıyla üretimini yapabilsin.
- Yeni Asır aracılığıyla İzmir ve Egeli sevenlerinize bir mesajınız olacak mı?
Aracılığınızla beni seven ve tüm ülkemin Ramazan Bayramı'nı kutluyor, sağlık ve huzurlu bir bayram ve yarınlar diliyorum. Son 10 yıldır yazları Bodrum Türkbükü'nde geçiriyorum. Burada bulunduğum her gün mutlaka Yeni Asır okuyorum. 115'inci yaşını kutladı Yeni Asır. Daha nice yaşlar dilerim.

SİYASİLERİN DİKKATİNE
Parlamentoda sanat ve sanatçının temsilini yeterli buluyor musunuz?

Sevgili Faruk biz seninle yıllardır tanışırız, konuşuruz. Cumhuriyet'in ilk yıllarında profesyonel olarak olmasak da sanatı seven, hobi olarak yapan temsilciler oldu. Ama geldiğimiz noktada ülkemizde sanatın her dalında çok değerler yetiştirdi bu ülke. Ama parlamentomuzda yeteri kadar aktif profesyonel sanatçıların olmadığını görüyoruz. Bir dönem seni gördük, saysak bir elin parmağını geçmiyor. Burda da siyasi partilerimiz bu listelerini oluştururken sanatçıların da temsili açısından dengeyi korumalarının doğru olacağı kanaatindeyim.

0N YILDIR BODRUMLU
Bakmayın öyle mesafeli durduğuna; evvel zaman önce Çaça dansını, Twist, Vals ve Tango yapmışlığı var. Hobileri de şaşırtıyor; Amatör astrofizikçi, jeofizikçi ve arkeolojiye, tarihe inanılmaz meraklı. Denize olan aşkı, son 10 yıldır bütün yazını geçirdiği Bodrum'da biraz olsun hafifliyor. Sadece güfte ve beste yapıp, yorumlamıyor. Aynı zamanda; bağlama, ut,saksafon, mandolin, tambur, keman, gitar ve piyano da çalabiliyor.

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 14 Ekim 2009 01:44
 
Reklam
Telif Hakkı © 2017 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.
 
Gürsoylar