Kader  dediğin bütün ihtimallerin TOPLAMIDIR

Orhan Gencebay’ın yeni albümü Berhudar Ol bir vasiyet mi? Büyük usta neden Vodafone reklamlarında rol aldı? Bob Dylan konserine gidecek mi? En meşhur şarkılarını neden yazdı? ‘Berhudar ol’ sözünü kimden devraldı? Yoksullarla dostluğu var mı? Kader, ölüm ve tasavvuf konularında ne düşünüyor? Siyaset ile sanat arasında nasıl ayrımlar yapıyor?

• ‘Berhudar ol’ Farsça kökenli bir tabir, değil mi?

Allah’ın güzellikleri senin üzerinde olsun anlamına gelen, Farsça bir tabir. Bu sözü babamın babası Hüseyin dedemden öğrendim. 14 buçuk sene savaşmış bir Osmanlı askeri. Cephe cephe gezmiş, gazi olmuş. Vücudunda iki mermiyle dolaşırdı. Her yanında şarapnel izleri vardı, harita gibi. Berhudar ol sözü, dedemin hatırası, ondan yadigarıdır bana.

 

• Berhudar ol şarkısı bir nasihat ve vasiyet tadı taşıyor… ‘Sana taş atana sen de ekmek at /  Sevginde cömert ol sabrında inat’… Nereden, kimlere söylüyorsunuz bu sözleri?

Bir ağabey, bir dost olarak söylüyorum bunları. Bir tavsiyede bulunuyorum. Herkes kulak vermek zorunda değil, özgürlük var. Dinimiz de bir nasihat silsilesidir. Sözümüze itimat eden, müziğimize iltifat edenlerin istifade edebileceği bir şarkıdır. Dinde zorlama yoktur, sanatta da zorlama yoktur.

• 1974’te ‘Sana gelen dertler benim, hayat senin olsun’ demiştiniz. İsmail YK ise 2006’da ‘Bana gelen sana gelsin, Allah belanı versin’ diye bir şarkı söyledi. Siz İsmail YK’yı destekliyordunuz. Fakat zıt şeyler söylüyorsunuz sanki.

İsmail YK’yı severim. Sanırım tezat sanatından faydalanmış o sözlerde. Bir de kendisine sormak lazım.

• Mayıs sonunda Bob Dylan Türkiye’ye geliyor. O da sizin gibi sözleri kendisi yazıyor, kendi ülkesinin halk müziğinden faydalanıyor. Konserine gidecek misiniz?

Doğrusu gitmeyi düşünüyorum. Bob Dylan çok özel bir müzisyen. Söz yazarı olarak da çok dikkate değerdir. Şair katında kabul edilir. Kısmetse gidip dinleyeceğiz.

SANATI MALZEME YAPMADIM

• Vodafone reklamlarında neden rol aldınız?

Vodafone, benim yeni albümümün çıkışını duyuruyor. Yani bir bakıma Vodafone benim yeni çalışmamı destekliyor.

• Orhan Gencebay adı, Vodafone adından daha büyük bence.

Çok fazla reklam önerisini geri çevirdim. Sekiz yıl önce İdeal Kart reklamını kabul etmiştim. Sonra yine hiç reklama çıkmadım. Fakat Vodafone’un yaklaşımı bana münasip göründü. Vodafone beni taşıyabilir, ben de onları temsil edebilirim diye düşündüm. Sanatı reklamın malzemesi haline getirmekten kaçınmışımdır.

• İnsanlar sizin efendiliğinize, haktanırlığınıza, hamiyetperverliğinize çok itibar ediyor. Hem büyük bir sanatçısınız, hem yoksul kitleler tarafından çok seviliyorsunuz. Yoksul insanlarla temasınız var mıdır, onlarla buluşur, görüşür müsünüz?

Yoksul, garip insanlar benim sözlerimin, müziğimin onlara kucak açtığını başından beri bilmişlerdir. Sanat alanında böyle bir bağımız hep oldu. Onun haricinde elbette yoksul kardeşlerimizle dostluğumuz bakidir. Görüşür, konuşuruz. Komşumuz aç yatarken tok yatmak bize yakışmaz. Peygamberimiz de yoksul bir hayatı seçmiştir. Biz de ekmeğimizi bölüşme terbiyesiyle yetiştik. Sağ elimizin verdiğini sol elimiz görmesin diye dikkat ederiz.

• Şarkılarınızda kaderden çok bahsediyorsunuz…

İki tür kader algısı var. Kader, bütün ihtimallerin toplamıdır bana göre. Bunu hem bir Müslüman hem de amatör bir astrofizikçi olarak söylüyorum. Bir de batıl bir kader algısı var. İnsan bütün ihtimallere hükmedemez. İyi şeyleri kendimiz yapıyoruz da, belalar kaderin eseri değildir. Fakat elbette kaderde bir cilve, oyun olduğunu mecazen söyleriz. Kaderimizle barışmak için, onu söze konu ederiz. Bazı şikayetlerimiz olsa da, sonuçta kurtuluşa ermek, kaderimizle uyum sağlamak içindir.

• Geçen yıl valideniz Habibe Hanım vefat etti. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Anneniz hakkında bir şey söylemek ister misiniz?

Annem Yunus Emre’nin dişisi gibiydi. Kalbi Allah sevgisi, insan sevgisiyle doluydu. İnsanın annesini kaybetmesi büyük bir acı. Hepimiz annelerimize ihtimam göstermeliyiz. Her şey boş.

ÖLÜMDEN KORKMUYORUM

• Ölüm hakkında genel olarak ne düşünüyorsunuz?

Bu dünyada bir sirkülasyon var, bu da ölümle sağlanır. Ölümden korkmuyorum. Ölüm bir son değildir. Doğum ile ölüm arasında bize verilen nimetleri tanımak, onlara şükretmek, ölümden sonra da nimetlere kavuşmak için bu dünya tarlasını ekeceğiz, süreceğiz. Hayata hürmet edeceğiz. İnsana hürmet edeceğiz. Kendimize saygı duyacağız. Bilime de inanca da itibar edeceğiz.

• Benimle çok güzel konuştunuz, çok teşekkür ederim Orhan Ağabey.

Berhudar ol.

‘Aktörlerin hakkını mı yiyorum’ diye hep çekinerek oynadım

• 30’dan fazla filminiz var. Çok saygın yönetmen ve senaristlerle da çalıştınız. Vadullah Taş geçen hafta Orhan Gencebay Filmlerini Anlatıyor adlı bir kitap yayımladı.

Bu kitaptan benim hiç haberim yok. Doğrusu böyle bir çalışma için benimle temas kurulmalıydı, bana o saygıyı göstermeleri gerekirdi. Öyle bir şey olmadı. Dolayısıyla bu kitap hakkında konuşmamayı tercih ederim. Sinema yaptım fakat hep çekinerek yaptım. ‘Acaba meslekten aktörlerin hakkını mı yiyorum?’ diye düşündüm hep. UNESCO’nun Yunus Emre Yılı ilan ettiği 1972’de Yunus Emre filminde rol almam teklif edilmişti. Bunu söyleyen yapımcıya ‘Yunus Emre gibi büyük bir değeri, bizim canımız, gururumuz olan bir büyüğü benim gibi acemi birine nasıl teklif edersin?!’ diye çıkıştım.

• En sevdiğiniz filmleriniz hangileri?

Sev Dedi Gözlerim, Batsın Bu Dünya, Aşkı Ben Yaratmadım, Leyla ile Mecnun (rahmetli üstadımız Halit Refiğ yönetmişti), Hatasız Kul Olmaz… Mesajı güçlü filmlerdi.

Gencebay Akademisi kurulacak, bağlama resitali verilecek

• Konser vermiyorsunuz, ona bir şey diyemem. Fakat bir bağlama virtüözü olarak, bağlama resitali verseniz gelip dinlesek bir bağlama albümü yapsanız…

Aslında çok iyi olur. Bu aklıma gelmedi sanmayın. Yapmak istediklerimin ancak yüzde 30’unu yapabildim bugüne dek. Allah ömür ve sıhhat verirse hepsini yapacağım. Bir akademi kurarak Türk Sanat Müziği ve Halk Müziği’ndeki yapıları analiz etmek istiyorum. Geçenlerde bir rektörle de konuştuk. Müziğimizin makam zenginliği, 1826’dan sonra yeterince ciddiyetle incelenmemiştir bence. Ayrıca senfoniler yapmayı düşünüyorum…

Hangi şarkıyı neden yazdı?

•Hatasız Kul Olmaz’ı istemeden kırdığım biri için söyledim

O şarkı, istemeden kırdığım birine sunduğum bir özür beyanıdır. Benim şarkılarımın iki yönü vardır. Biri sevgiliye, diğeri de Yaradan’a hitap edilen kısımdır. Bizim divan şiirinden, tasavvufi şiirlerden, ilahilerden öğrendiğimiz bir ifade tekniğidir bu. ‘Feryada gücüm yok / Feryatsız duy beni’ derken, bir yandan insani bir durumu anlatıyorum, bir yandan da sessizliğimizin düşünmediğimiz anlamına gelmediğini.

•Hor Görme Garibi bir tasavvuf tabiri

O bir tasavvuf tabiri: ‘Hor görme garibi kalbinde rahman vardır.’ Fatih’te bir gece sinemadan çıkıyorduk. Kapıda dilenenler vardı. İçlerinden biri vakur duruyordu. Dilenmiyordu ama muhtaç olduğu da hissediliyordu. Ben de bir şeyler verdim. Almam demiyordu, yere bakıyordu fakat. Onun halinden çok etkilendim. Can taşıyan herkesin hayatı güzelleştiren şeylerde hakkı vardır.

•Dertler Benim Olsun başımdan geçen bir olayı anlatıyor

O şarkı da yaşanmış bir olayın hikayesini anlatır. Mevlana ‘Sen iki Leyla’sı olan Mecnun gördün mü?’ der. Şarkıda, aynı kişiyi seven iki kişi var. Biri kaybediyor. O kaybeden kişinin hikayesini anlatıyorum. Bir insanın aşkta kaybetmesi, insanlıkta kazanmayacağı anlamına gelmez. Her aşk üçgeni skandal olacak diye bir kural yok. Bu hikaye benim başımdan geçmiş bir olayı anlatıyor, fakat aynı durumu başkalarında da gördüm.

•Batsın Bu Dünya şarkım 1980 yılı öncesiyle ilgili

1980 öncesi büyük bir siyasi kargaşa vardı. İnsanlar birbirlerini vuruyordu. Allah bir daha göstermesin. O dönemde insanların aşkları da paramparça olmuştu. Siyasi çatışma, gönüllerin buluşmasını da engelliyordu. Ben de ‘Batsın bu dünya!’ dedim.

•Bir Teselli Ver’i yalnızken  yani bekarken yazmıştım

Yalnızken, bekarken yazdığım bir şarkı. Bizim en büyük zenginliğimiz gönlümüzdeydi. Duygularımızın gücüyle hayata tutunuyorduk. Dolayısıyla şarkılarımızın da enerjisi yüksek oluyordu. O şarkıda demokratik bir tutum da vardır: ‘Aramızda başka biri var ise / Tertemiz aşkımı bana geri ver.’ Yani ‘Seni keserim, asarım, biçerim’ demiyor.